11 Nisan 2009 Cumartesi

Parce que j’ai le jeu, mes chiennes!

Telefon bankacılığında en çok sıkıldığım terlediğim soru nedir biliyor musunuz?
-Lütfen kodlar mısınız?

Ya tamam kodlayalım da Adana, Ceyhan, Denizli değil ki tüm harfler. Misal J harfi gelmiş. Düşün düşün dur. Konya, Adana diye sayarken birden Jamaika demek görgüsüzlük gibi geliyor. Yalnız J mi? Hayır tabi ki. Ö var mesela, Ü var. Fatsa hayatımda yeri olan bir yer değil. Nereden gelsin aklıma. Ya da Ödemiş ya da Ünye.. Arada o kadar boşluklar oluyor ki ben kodlama yaparken telefondaki ilgili kişi şüpheleniyor diye daha da geriliyorum. Kendimi malum yarışmada gibi hissettiğim zamanlar da yok değil hani. Sanki bildiğim tüm illeri ilçeleri unutuyorum birisi bana ''Kodlayabilir misiniz beyefendi'' dediğinde.

Bir erkeğin bir kadına ilk bakışının süresi 8.2 saniyeyi aşıyorsa artık erkeğin kadına aşık olduğunu düşünebilirmişiz. Tabi bu durum erkekler için böyle. Kadınlar içinse bilim bile çaresiz. Henüz bir sonuca varamamışlar dolayısıyla.

Zooey Deschanel ile Marion Cotillard sizce de benzemiyor mu birbirine?

Yaz geliyor, herkes kendine çekidüzen versin lütfen. Ağlanmayın sonra. Sağlık için spor diyelim biz buna.

Bir kotun arka ceplerini taşıyan çantalar modaydı bir ara. Geçen aklıma geldi. Ne zamandır görmüyorum onlardan. 90'ların popçu fotoğraflı klasörleri de hemen ardından düştü aklıma ya neyse. 86 ve öncesi doğumlular, ilkokulda dershaneye gidenler iyi hatırlar.

Robin Williams kalp ameliyatı geçirmiş. Geçmiş olsun diyelim buradan.

Son olarak blog ödüllerinden de mim dalgalarından da hazzetmiyorum. Ama kıramayacağım bir kişinden gelince bu defalık ilk ve son diyerek kabul ediyorum.

Sevgili Gülen Tezer Üstün beni bu ödüle layık gördüğün için sana çok teşekkür ediyorum. Tez vakitte tamamen iyileşmiş olduğuna dair yazılar okumak için sabırsızlanıyorum.

Oyunun kuralı ödülü başkasına geçirmekmiş galiba fakat ben oyunbozanlık yaparak bunu yapmayacağım. İzleme listemdeki tüm blog yazan arkadaşlar benim için değerlidir hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

En başa yazmam gereken şeyi sona sakladım. 22 yıldır tek bir saniye bile kendisinden vazgeçmediğim takımım yarın kazanırsa inanılmaz mutlu olacağım. İnancım çok yüksek elbette. Lakin kaybedip hayal kırıklığı da yaşasam sana olan sevgim zerre değişmeyecek.

Mevzubahis Galatasaraysa gerisi teferruattır..

He bu başlık neyin nesi diye merak edenlere de Barney Stinson'dan alıntı yaptığımı belirteyim.

Hoşçakalın efendim.

Yalçın..

15 yorum:

*Asi-yeah* dedi ki...

Kodlamak TR'de sehir isimleriyle mi oluyor? J'de mesela Jackson veya Jale desen olmaz mi? Hahaha ne güzel yaa, burada isimlerle kodlanir. Sehir galiba daha zor olsa gerek; 1. sehirleri bilmen gerekiyor 2. bilemedin, düsün dur artik.

Haa unutmadan...
"[..]ne blog ödüllerinden ne de mim dalgalarından hazzetmiyorum."

Bu cümlede bir yanlis var ama Personal Turkish Coachim galiba yanlisla yanlis yazdi bu cümleyi. :P

yalçın dedi ki...

Nesinde var yanlışlık yahu. Bilmediğin kelime varsa içinde açıklarım ben sana sonra ehe.

Ayrıca şehir isimleriyle kodlanacak diye bir kaide yok. Varsa da ben bilmiyorum. Ama yazısız kural budur genelde..

*Asi-yeah* dedi ki...

Bilmedigim kelime malum zaten (mim).:D Hakkinda blog da yazdim ama cümlenin dogru yazilisi böyle olsa gerek: "[..]ne blog ödüllerinden ne de mim dalgalarından haz ediyorum/hazzediyorum."

Iki/bir yanlisin var:
1. hazzetmek fiili kutsal bilgi kaynagina göre 'haz etmek' seklinde yazilir. TDK'ya göre ise hazzetmek dogru. Artik seçim senin...

2. ne.. ne.. kullanilan bir cümlede o sözcüklerden sonra gelen fiil haz etmiyorum/hazzetmiyorum seklinde yazilirsa iki defa ayni sey söylenmis olur. Çünkü ne.. ne (de)... denildiginde zaten istenilmeyen birsey belirtilir.

Dogru muyum hocam? :P

yalçın dedi ki...

Tamam ya verdin ayarı düzelticem senin için aa.

Tek(bir) yanlışım var ayrıca. 45 geçer.

*Asi-yeah* dedi ki...

tenk yu beybi :D

hazzetmek fiiline gelince: dogru yazilisi için TDK'dan baskasina bakmam normalde ama ek$i'yi sen güvenilir bir kaynak olarak verdikten sonra oraya da bir göz atiim dedim.

haa.. 45 geçer ne demek? =$ heuheuhe sayilardan ben sadece 31 deyimlerini biliyorum da ehueh.

defne dedi ki...

çok karışık bir yazı olmuş ama paragrafların hepsini okumaktan zevk aldığımı söyleyebilirim.
ben de mim'e pek sıcak bakmıyorum.
bence istediği gibi yazmalı insan başkası onu yönlendirmemeli.
kanımca bakışların süresiyle ilgili değil aşk.
Bazıları sevdiği insana uzun uzun bakarken bazıları da bakışlarını kaçırır çoğu zaman.
son olarak fenerbahçenin kazanmasındansa galatasarayın kazanması beni daha çok mutlu eder.

yalçın dedi ki...

Defne, teşekkür ederim öncelikle..

Her biri için ayrı başlıklar atmayı sevmiyorum. Bazı yazılar tek düze, bazıları ise okuduğun gibi oluyor. Galiba benim birebir yansımam gibi blog da. Tanıyan arkadaşlarım bilir ki bazen kaptırıp anlatmak istediğim şeyden çok uzaklara yelken açarım ehe. Unuttuğum bile oluyor söylemek istediğim asıl şeyi.

Bakışların süresi ile ilgili sonucuna varanlar bir araştırmacı grup zaten. 8-10 saniye bir kadına bakmak pek hoş karşılanmayabilir bence. Yakalanmamak koşulu ile bakılabilir tabi heh. Bense kaçak bakışlarla her hareketini izlemeyi tercih ederim:) Beşiktaşlısın galiba sen. Siz beraberlik istersiniz bizim maçtan bakalım ne olacak :)



Ve Asi Yeah canım arkadaşım:
Bu Türkçe sevgin yorar beni artık. Ne desem bilemiyorum sana ya. Abartma lütfen ağlayabilirim burada:)

45 geçer, not geçme sisteminde geçer taban puandır. Niye söylemişim ben onu. Kafam çok karışık bilmiyorum :(

Ayrıca 31 falan ne yahu. Ortaokul günlerime döndürdün beni. Yaşa sen afdsds..

*Asi-yeah* dedi ki...

Tamam ama ben biraktim diye sen de birakma. Senin 100 cümlede (yanlislikla) bir yanlisin oluyorsa benim 1 cümlede 100 yanlisim oluyor. =$

sayilari geçelim... :D hueheu

(diger yaziyi sildim, yanlisim vardi da. hueheuhe öküzlük be :P)

defne dedi ki...

Evet arkadaşlar bir tane daha türkçemizi koruyalım korumayanları uyaralım vakasıyla karşı karşıyayız.
Birazdan arkadaş kendisini tdk nın başkanı ilan edecek ve taç giyme töreninden sonra herkes evine dağılacak:)
Tamam ben de güzel Türkçe'mizi seviyorum ama abartmaya gerek yok.
İlk ince kendi hatalarını düzelt sonra başkalarının hatalarını düzeltirsin.
Bu arada nerden bildin beşiktaşlı olduğumu?
Ama berabere bitsin istemiyorum yani bunu bilemedim.
Sanki fenere doğuştan gelen bir antisempatim var.
Gönlümde yatan skor 3-2.

yalçın dedi ki...

Defne: Beşiktaşlı olduğunu anlamak zor olmadı Fbnin kazanmasındansa deyince :)Berabere bitmesi sizin şampiyonluk yolunuzu kısaltacağı için demiştim. Neyse biz kazanalım da bugün gerisini sonra düşünürüz.

Unutmadan Asi-yeah Türkiye'de değil. Bu yüzden takıldığı kelimeler anlayamadığı yerler olabiliyor ve sık sık da bana soruyor. Ben de keyifle açıklıyorum çoğu zaman. Çoğu zamanın altı çizili :)

Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına bu açıklamayı yapmış bulundum:)

*Asi-yeah* dedi ki...

Türkçeyi korumak bana degil size düser Defnecim. =)
Yalçin da zaten gerekeni açiklamis. Kendisine buradan tesekkürlerimi sunuyorum tekrar tekrar. Nasil ki simdi o bana personal turkish koçluk yapiyorsa ben de ona Hollanda veya Belçika'ya geldiginde personal travel guide'lik yapicam.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Sevgili Yalçın; koşturmaca içindeyim bir kaç gündür.Kafam ve bedenim karışık.Bu nedenle bu çok özel olduğundan emin olduğum son yazınızı okumadım.Öylesine okumak da istemedim.Kafamı toparlayınca bütün yazılarınızı hatim edeceğim :)
Bana olan yorumunuzdan anladığım kadarıyla sanırım bir kalp kırılmasına neden olmuşum.Hep söylüyorum yazarak iletişim sesli iletişim vurgusunu vermiyor maalesef.Sizin anlatmak istediğiniz, kalbime dokunan bir çok içten dileklerin yanı sıra 'dinlenin, dinlenme aralarında yine yazarsınız'dı bunu anladım ama sanırım bunu anladığımı blog yazıma yansıtamadım.Yanlış ifademden dolayı üzgünüm ve özür dilerim.
Birazdan hastaneye gideceğim, bu yorumu alel acele yazdım ve ne yazdığımı kontrol etmeye de zamanım yok.Yine yanlış ifade ettiysem peşinen şimdiden yine özür diliyorum.
Gününüz güzel geçsin..

yalçın dedi ki...

Yok efendim ne kalp kırılması. Gayet güzel her şey rahat olunuz. Ben size mail atarım şimdi :)

Dilek Isabelle dedi ki...

haha bende ayni seye sinir oluyorum!!

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Genç kalem Yalçın :) ödülü kabul etmekle beni onore ettin.Teşekkürler :)Güzel Türkçe'ne, yazdıklarına olan ilgim ilk günkü tazeliğini korumakta.Ben de J harfinde en çok Jamaika'yı kullanırım ama Asi-yeah'ın dediği gibi Jackson değil ama Jale de olabilir.
Mim; sanırım bloggerların birbirlerini tanıması için yapılan bir çeşit konu paslamaca.Çok hoşlanmasam da ilginç olanları yazıyorum.'Ben kimim?' mimi var mesela şu an sırada bekleyen.İlginç bir dünya burası..

İyileşmek dedin de NEHİR'le tanıştım ben bugün.
NEHİR bebeği tanıyor musun?
NEHİR bebeğin öyküsünün linki;
http://nehir-im.blogspot.com/

NEHİR bebek için ne yapabilirim diye düşünürsen, linki:

http://www.turknorthamerica.com/Donations.html

Sevgiler..